KÜÇÜK GÜNAHLAR FİLMİNİ İZLE ONLİNE, HD, FULL, TEK PARÇA OLARAK


KÜÇÜK GÜNAHLAR 2011

PUANI: 4,2/10

KÜÇÜK GÜNAHLAR FİLMİNİ İZLE ONLİNE, HD, FULL, TEK PARÇA OLARAK


Küçük günahlar filmini izle online, hd, dvd, fullve tek parça olarak. Yorgun ve umutsuz genç reklam grafikeri melik, yalnızca gününü yaşamakta, arada bir ajansın sahibesiyle sevişmektedir. Barda tanıştığı avukat  Seçil’le de ilişkisi vardır.  Sokakta gördüğü, öğrenci tipli ve ‘Şehirler bana bir tuzak’ modundaki Kürt kızı Şilan’a da hiç tanımamasına rağmen aşıktır. Şilan ise 12 Eylül’ün gadrine uğramış, ruh sağlığı yerinde olmayan emekli solcu, yaşlı başlı eski reklamcı İsmet’le, aynı yatağı paylaşmak dahil tuhaf bir beraberlik içindedir.
Şilan, Kürt gerillası olduğunu anladığımız ağabeyi nedeniyle polis tarafından takip edilmektedir.  Sinema yazarı-edebiyatçı-belgesel yönetmeni olarak tanıdığımız Rıza Kıraç’ın, ilk uzun metraj öykülü filmi “Küçük Günahlar”da büyük oynadığı ama ne yazık ki kaybettiği söylenebilir. ‘Büyük oynamak’, senaryoya da imza atan Kıraç’ın, 12 Eylül, Kürt sorunu, reklam dünyası, vicdan muhasebesi gibi gerçekten büyük ve derin mevzuların tümüne dair bir şeyler söyleme çabasından kaynaklanıyor. Küçük günahlar filmini izle online, hd, dvd, fullve tek parça olarak.

Kendisini dörtgen, hatta beşgen olmaya zorlayan bir aşk üçgeni çerçevesinde derin mevzular…


Ancak bu çabanın iyi  çizilmemiş karakterler aracılığıyla ve iç açılarında ciddi bir dengesizlik gözlenen, üstelik de sınırlarını dörtgen, hatta beşgen olmaya doğru zorlayan, kısacası zorlama bir ‘aşk üçgeni’ etrafında sergilenmesi, “Küçük Günahlar”ın temelinde sürekli sarsıntı yaşanmasına yol açıyor.  Küçük günahlar filmini izle online, hd, dvd, fullve tek parça olarak. Üstelik bu sarsıntı kesintisiz sürüyor. Öyle ki anlattığı öykü yüzde 100 gerçek bile olsa, “Küçük Günahlar” gerçekçi anlatım tutturup inandırıcı olabilmeyi çok az sahnesinde başarabiliyor.
Kendi adıma, yıkkın, bıkkın, bitkin, yenik eski devrimci tiplemelerinden ve ‘yorgun aydın şurubu’ nitelikli filmlerden hayli sıkılmış durumdayım. Rıza Kıraç’ın çok daha iyi filmler çekeceğine inanmakla birlikte, “Küçük Günahlar” dolayısıyla, “Yenilmiş asilere çiçek verelim!” değil, “Veyl mağluplara!” demek zorundayım. Esra Ruşan ve Berke Üzrek gayet iyiler. Küçük günahlar filmini izle online, hd, dvd, fullve tek parça olarak. Tülay Günay ise onlardan biraz daha iyi. Macit Koper, filmografisinin en kötü performansını sergiliyor. 
ARKA PENCERE DERGİSİNDEN ALINTIDIR.

NAR 2011 FİLMİNİ İZLE YERLİ YAPIM

NAR FİLMİ

NAR 2011


PUANI: 6,6/10

YöNETMEN Ümit Ünal
OYUNCULaR Serra Yılmaz, İrem altuğ,  
İdil Fırat, Erdem akakçe 
YaPıM/SÜRE 2011 Türkiye, 81 dk.
göRÜNTÜ/SES 1.85:1, 5.1 DD Türkçe 
ŞİRKET Tiglon (arti)

Hiç kuşku yok, Ümit Ünal’ın bu  ülkedeki sosyolojik çarpıklıklara kati  bir itirazı var.







NAR FİLMİ DEĞERLENDİRMESİ

   Eğer “anlat istanbul” da sayarsak, “nar”la filmografisinin yedinci filmine ulaşan  Ümit Ünal, büyük kent varsıllarıyla hesaplaşmasını sürdürüyor. “Anlat İstanbul” hariç neredeyse tüm filmleriyle empati kurmakta zorlanan biri olarak şunu söyleyebilirim ki, İzmir Film Festivali’nde en iyi film dahil dört ödül kazanan “Nar” onun bugüne kadarki en iyi filmi. Film varoştaki evinden çıkıp Boğaz’a nazır lüks bir apartman dairesine gelen falcı Asuman’ın (Yılmaz) hikayesi aslında. Geldiği dairede Asuman, kapıyı açan Deniz’i (Altuğ) doktor Sema (Fırat) zanneder. Fal bakmak üzere kapıdan içeri giren Asuman, çantasından çıkardığı tabancasıyla Deniz’i rehin alır. Aralarında çıkan arbedeyi duyan kapıcı Mustafa (Akakçe) da olay mahalline dahil olur.
    Her şeyin iyiden iyiye kördüğüm olduğu bir noktada Sema’nın belirmesiyle heyecanlı bir ‘dörtlü zirve’ ile öykü noktalanır. “9” ve “Ara”dan da biliyoruz ki, Ünal dar alanda sinema yapmaya meraklı bir yönetmen. Burada da “9”daki ‘aşağıdakiler” ile “Ara”daki ‘yukarıdakiler’, yani iki ayrı dünyanın insanlarını bir dairede yüzleştiriyor, çarpıştırıyor. Hiç kuşku yok, Ümit Ünal’ın bu ülkedeki sosyolojik çarpıklıklara kati bir itirazı var. Neredeyse tüm filmlerinde bu itirazını dillendiriyor. Olay örgüsü, diyalogları, anlatım biçimi, tekniğiyle bunu bugüne kadar en ustaca dile getirdiği film oluyor “Nar”. Senaryosundan sanat yönetimine sinemasının pek çok öğesini akıcı bir üslupta bir araya getiriyor.
   Bir senaristin en büyük endişesi yönetmenin senaryoyu mahvetmesidir. İlginçtir, Ümit Ünal’ın senaryoları kağıt üzerinde iyi dursa da, bunlar bugüne dek biraz da kendi yönetmenliğine kurban gidiyordu. “Nar” ise ‘kağıda yazdım bir tane, perdeye aktardım bin tane’ zenginliğinde bir film olmuş. dörtlünün en iyisi kesinlikle İdil Fırat. Erdem Akakçe, Serra Yılmaz ve İrem Altuğ sırayla onu takip ediyorlar. “Nar” ismi, tek kelimeli isimlerden oluşan diğer Ümit Ünal filmleri arasında yeni bir dip noktası.

26 arkapencere / 04 - 10 Mayıs 2012


ATEŞİN DÜŞTÜĞÜ YER FİLM FİLMİNİ İZLE YERLİ FİLM



ATEŞİN DÜŞTÜĞÜ YER
ATEŞİN DÜŞTÜĞÜ YER 2012
PUAN: 6,1/10

YöNETMEN İsmail güneş
OYUNCULaR Hakan Karahan,  Elifcan Ongurlar, Yeşim Ceren Bozoğlu, abdullah Şekeroğlu
YaPıM 2012 Türkiye
SÜRE 105 dk.
DaĞıTıM Pinema (İsmail güneş Film)

70'lerden beri sinemanın içerisinde olan İsmail güneş'in izleyebildiğimiz filmleri  arasındaki en iyi filmi.  Unutulmayacak birçok sahnesi var filmin.







ATEŞİN  DÜŞTÜĞÜ  YER FİLMİ İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRME YAZISI

Celal tan ve ailesinin aşırı acıklı Hikayesi", "bir zamanlar anadolu'da, "Nar", "Gelecek Uzun Sürer" ve "Ateşin Düştüğü Yer." Bu filmler sanki 'öldürme' üzerine tematik bir projenin parçaları gibi bir algı yaratıyor insan üzerinde... Oysa birbirinden bağımsız çekilen yapımlar bunlar. Ama neler oluyor da yönetmenler 'öldürme' üzerine bu kadar yoğun düşüncelere dalıp, böyle filmler çekiyor? Aslında memleketin halini düşününce şaşırma faslını çoktan geçmemiz gerektiği sonucu ortaya çıkıveriyor. Birbirimizi boğazlama konusunda hiç bu kadar istekli olmamıştık galiba. Katillerin eylem sonrası rahat rahat dolaşıp TV programlarına katıldıkları, suçlarını milyonların önünde itiraf ettikleri, tıpkı Uludere'de olduğu gibi masum insanların öldürülüp suçluların bahanelerle unutturulmaya çalışıldığı, her gün birkaç kadının vahşice katledildiği bir ülke oldu Türkiye.
Yönetmenler de belli ki solungaçlarıyla, durumu çok iyi duyumsuyor ve meseleyi kendi perspektiflerinden aktarmaya çalışıyor. Ateşin düştüğü yer filmini izle. Muhafazakar kesimin önemli sinemacılarından İsmail Güneş, 12 Eylül üzerine çekilen bir yapım olsa da “Gülün Bittiği Yer”de toplum olarak bir anlamda yaşama değil, ölüye kıymet verdiğimizi anlatıyordu. Şimdi son filmi "Ateşin Düştüğü Yer"de bu öldürme güdüsünün peşine düşüyor ve bir katilin iç dünyasına perde açıyor. Gerçek bir hikayeden yola çıkan Güneş'in tartışmaya açtığı konu "Normal bir insan çok sevdiği öz kızını nasıl olur da yavaş yavaş öldürmek ister? Aklı, vicdanı hiç pişmanlık duymaz mı?" Hikayenin odağında Akdeniz taşrasında bir kızın sevdiği bir adamla yaşadığı bir ilişki sonucu hamile kalması var. Ailesi bu olayı bir hastalık sonrasında öğreniyor. O ana kadar kızının hayatını kurtarmak için her şeyi göze alan baba, kızının hamile olduğunu öğrendiği an, onu öldürmenin planlarını yapıyor. Film yüzeyde bir töre cinayeti görünümlü yapıya sahip. Ama özde toplumsal rollerin, kuralların insanları nasıl birbirinden uzaklaştırdığı anlatılıyor. Güneş, her gün birlikte vakit geçiren bir baba ile kızın yan yana dursalar bile ne kadar birbirlerine uzak olduğunu gösterdikten sonra, çok küçük insani paylaşımların bile bu mesafeyi azalttığını, insanların birbirinin kalbine dokundukça değişimin başlayacağını imliyor. Ki kızını öldürmek isteyen babanın pişmanlığı da böyle bir değişim sonrası beliriveriyor.
Türkiye'de özellikle kadın katillerinin, eylemi gerçekleştirmeden önce yaşadıkları yoğun duygusal farklılaşma pek de bilinmediği için, Güneş'in çabası belki 'tehlikeli' bir deneme gibi algılanabilir, ama sorunun çözümü açısından önemsiz olmadığı da kesin. 70'lerden beri sinemanın içerisinde olan İsmail Güneş'in izleyebildiğimiz filmleri arasındaki en iyi filmi diyebileceğimiz "Ateşin Düştüğü Yer"açılıştaki plan sekans çekilen sahne ile rüya sahnesi ve dua sahnesiyle unutulmayacak gibi görünüyor. Özellikle erkek egemen dünyanın kadınlar üzerindeki etkisini anlatan, bir anlamda bu memleketteki 'kadının kötü kaderine' vurgu yapan rüya sahnesi mana ve sinematografik olarak üzerine düşünmeye açık bir sahne. Filmin ilk yarısında olayların gelişimiyle ikinci yarısındaki durağanlık arasındaki ritim dengesizliği ise, "Ateşin Düştüğü Yer"in öne çıkan birkaç problemli tarafı. Hakan Karahan'ın "Gölgesizler"deki performasına denk bir oyunculuk sergilediği filmin bizce yıldızı ise genç oyuncu Elifcan Ongurlar.
"Meleğin Düşüşü"ndeki Tülin Özen'i hatırlatan Ongurlar, herhalde İsmail Güneş'in keşfi olarak kalmayacak ve oyuncu olarak daha birçok filmde oynayacaktır. Son söz olarak, Antalya Film Festivali'nde ön jüriyi geçemeyen “Ateşin Düştüğü Yer”in hakkının fena halde yendiği ortada. Festivaldeki en az üç dört filmden daha iyi bir yapım olduğunu görmek, festival ön jürilerinin daha özenli davranması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. İsmail Güneş, diyaloglar üzerinden mesaj verme kaygısından sıyrıldığı an görsel olarak yeteneklerini daha iyi gösterebiliyor. Filmdeki Avrupalı kadın tipi hikayeye beklenen katkıyı yapamıyor.

OLKAN ÖZYURT     Çok Bilen adam
The Man who Knew Too MuCh (1934)olkanozyurt@gmail.com
04 - 10 Mayıs 2012 / arkapencere   


ÇANAKKALE ÇOCUKLARI FİLMİNİ İZLE - film izle filmi




çanakkale çocukları
çanakkale çocukları film izle filmi, 
film izle filmi

YöNETMEN Sinan Çetin
OYUNCULAR haluk Bilginer, 
Yavuz Bingöl, Oktay Kaynarca, 
Wilma Elles, Demir Demirkan, 
Rebekka haas
YAPIM 2012 Türkiye
SÜRE 100 dk.
DAĞITIM Warner Bros. (Plato Film)


ÇANAKKALE ÇOCUKLARI FİLMİNİ İZLE




ÇANAKKALE  ÇOCUKLARI 
Bir baba, savaşın gerekliliği üstüne
nutuklar atıyor, bir anne ise
çocuklarının kendisinden gizli savaşa 
gitmelerinden ve en çok da birbirlerine 
karşı savaşmalarından endişe ediyor. Çocuklarsa
hakikaten, çatışmanın karşı cephelerinde kalmış,
daha doğrusu oldukları yere inanmış, içtenlikle
kendilerini savaşa vermişler. “Çanakkale
Çocukları”, böyle bir çatışmanın keskin jestlerle
destekli duygusal öyküsünü anlatıp, ‘çocukların
savaşlarda ölmediği bir geleceğe’ adanıyor.
Herhangi bir savaşa ait olabilecek olayları
Çanakkale'ye taşıması bir yana, kardeş kardeşi
vuruyor benzetmesini kelimenin gerçek anlamıyla
canlandırmasının bayağılığı ilk göze çarpan. Asıl,
savaş karşıtı bir mesaj vermek için, Çanakkale gibi
tarihin haklılığından en az kuşku duyulan
olaylarından birini seçmekle, Sinan Çetin bir kez
daha ne yapmak istediği konusunda şaşkınlık
yaratmayı başarıyor. Filmde olan biten, bir annenin
rüyasından yola çıkarak, seyircisini annelerin
sesine kulak vermeye çağırmak. Savaşların
yeryüzünden silinmesi talebini de film vesilesiyle
sık sık dile getiren yönetmenin, başka orijinal
fikirlerinin gölgesinde kalması muhtemel olsa da,
ülkenin içinde bulunduğu gergin çatışma 
ortamında yaptığı çıkış dikkate değer. Ama en 
doğru sözü söylerken bile durduğu yerin
doğruluğu tartışmalı. Sinemasal yanı da öyle tabii.
Yönetmenin ironisi en az filmlerinden biri ama
o abartılı yakın planlarla kurduğu yabancılaştırıcı
atmosferini elden bırakmayışı, “Çanakkale
Çocukları filmini izle”nın gergin duygusuna kasten bir
tuhaflık ekliyor. Annenin rüyası ile başlayan filmin
tamamının rüya gibi sürmesi, yorucu bir renksizlik
ve bolca tekrar demek. Yer yer bu tozdan sararmış
gibi duran cephe görüntüsünün faydalarını da
görüyor, kardeşlerin uyanma sahnelerinin
etkileyiciliği gibi. Onun dışında ise, yönetmenin
yakın plan sevdasıyla iyice seyri zorlaşan kesik
kesik oyunculuklar ve sürekli değişen mimikler,
yüz ifadelerinden başka bir şeyin pek akılda
kalmasına imkan vermiyor.film izle filmi. Aralarda nutukları
eksik etmemesi, Sinan Çetin'in vermeye 
ÇAĞDAŞ GÜNERBÜYÜK     Çok Bilen adam
hazırlandığı mesajlara düşkünlüğünün göstergesi
elbette. Osmanlı mebusu baba Kasım beyin ilk
sahneden itibaren askerlerin kahramanlığı ve 
savaşmanın erdemi üstüne bağıra çağıra 
anlattıklarının sürekli cephedeki acıklı manzarayla
karşı karşıya getirilmesi, en belirgini. Savaşı
eleştirirken yüz yıl önceki bir savaşı anlatıp bütün
tarafları haksız ilan etmesi, kötü adamı hırslı bir
İttihatçı olarak temsil etmesiyle birleşince, güncel
anlamını o kadar da kuvvetlendirmiyor aslında.
Babasına dilini konuşmasına izin vermediği için
isyan eden Avustralya kültürüyle büyüyen oğlunun
konuşmasının Kürt sorununa ilişkin
göndermesinin yerine ne kadar ulaşacağı da
meçhul. Sonuçta, İttihatçıya karşı aslan kesilen,
Kürt sorununun politik çözümüne utangaç bir
selam gönderen, her gün savaş yanlısı
söylemlerde bulunan mevcut iktidarla ise bir alıp
veremediği olmayan değişik bir deneme,
önümüzdeki. Hatta sonda Itrî'nin Salavat'ıyla
kardeşlerin buluşması, meseleye din kardeşliği
vurgusuyla yaklaşan bakışa gönderdiği selamla en
akılda kalan sahnelerden biri. 
Barış mesajı vermek için savaşların
nedenlerini teşhir etmek yerine, Sinan Çetin, tüm
savaşların tüm taraflarını eleştirmek ve her şeyi 
politikacıların hırslarına bağlamak gibi kolay ama 
her zaman yeterince açıklayıcı olmayan bir yola
başvurmuş. Çanakkale'nin haklılığıyla ilgili
tepkileri bertaraf etmek için olsa gerek, Türklerin
yanlışlıkla, Anzakların ahlaksızca insanları
vurmaları ise, filmin inandırıcılığını değil
karikatürize havasını güçlendiriyor. 
Rebekka Haas hep endişeli duruşunun, Wilma
Elles hep ağlayışının, Haluk Bilginer nutuk atışının
ve pişmanlığının, Yavuz Bingöl türkü söyleşinin,
Oktay Kaynarca Türk subayının babacanlığı ve
gururunun hakkını veriyor, yani oyunculukların
sınırı elbette, filmin talep ettiği kadar. 
Çetin'in tuhaf önerilerini aşıp barışın kurulması ve ölümlerin son
bulması için bir kişinin bile fikrini değiştirecekse bu film, ne âlâ.
Çanakkale öyle miydi, değil miydi tartışmalarından
bugünü konuşmaya fırsat bırakmıyor film. film filmi izle çanakkale çocukları filmini izle


Savaş karşıtı bir mesaj
vermek için, Çanakkale
gibi tarihin haklılığından
en az kuşku duyulan 
olaylarından birini 
seçerek gene şaşırtıyor
Sinan Çetin!

28 Eylül - arka pencere dergisinden alıntıdır.

Popüler Yayınlar

Blogger tarafından desteklenmektedir.